17 Aralık 2009 Perşembe

Efsane dizi e2'de başlıyor

Televizyon tarihinin en öncü yapımlarından The Prisoner, altı bölümlük yeniden yapımıyla e2'de başlıyor. 1960’ların kült dizisinin 2009 uyarlamasında başrolleri Ian McKellen ve Jim Caviezel paylaşıyor.

Bir çölde uyanıyorsunuz... Etrafınızda tanıdık hiçbir şey yok. Kim olduğunuzu da bilmiyorsunuz. Silah sesleri duyuyorsunuz ve ne olduğuna bakmaya gidiyorsunuz. Yaşlı bir adam, silahlı adamlardan kaçıyor. Yaşlı adamın yardımına koşup, onu bir mağaraya taşıyorsunuz. Ölmek üzere olan adamın sözleri anlamsız; size 554’e gitmenizi söylüyor ve yığılıyor. 1967’de yayınlanan kült televizyon klasiği 'The Prisoner’ın yeniden uyarlaması işte böyle başlıyor.
Hafızasını yitirmiş bir şekilde çölde uyanan Michael’ın (Jim Caviezel), 6 Numara adıyla “Köy” denilen bir yerde kısılıp kalmasının hikayesini anlatan 'The Prisoner', tekinsiz atmosferi, ilginç hikaye anlatımı ve sürprizlerle dolu kurgusuyla altı bölüm halinde e2 ekranlarında.
Herkesin birbirini tanıdığı bu gizemli Köy’de insanlar isim yerine numaralara sahip ve 2 Numara’nın liderliğinde dış dünyanın varlığından habersiz huzurlu yaşamlar sürüyor. Alt metinleri, eşsiz konusu ve gizemli hikayesiyle televizyon tarihinin en kült yapımlarından olan 'The Prisoner’ın yeniden uyarlaması, eski diziden daha tekinsiz ve daha dinamik. Ayrıca hikaye daha güncel bir perspektiften aktarılıyor. Köy’ün dışına çıkmak ve gerçek kimliğini öğrenmek isteyen 6 Numara’nın doğaüstü unsurlarla zenginleşen macerası ve Köy’ü yöneten 2 Numara’nın (Ian McKellen) gücü elinde tutma mücadelesi unutulmayacak bir dizi deneyimi sunuyor.
Orjinaline Sadık ama Yeniden Yapılandırılmış
The Prisoner’ın başrol oyuncuları Ian McKellen ve Jim Caviezel, rol aldıkları dizinin bir yeniden yapım değil, yeniden üretim olduğunu öne sürüyor. Orijinal The Prisoner’a son derece sadık kalındığını da ekliyorlar.
Yeni yapımda 6 Numara, İngiliz ajanı değil, insanlar hakkında bilgi toplayan Summokar adında garip bir şirkette çalışan bir New Yorklu. Köy bir okyanusun değil, çölün ortasında. 2 Numara oldukça güçlü bir karakter sergiliyor, etrafındakiler tarafından manipüle edilmesi zor. 6 Numara da eski yapımda Patrick McGoohan’ın canlandırdığı Bond-vari havasından uzak, kararsız bir anti-kahraman portresi çiziyor. Peki eski yapımın çıkış noktalarını oluşturan temalar da değişiyor mu? McKellen, bu yapımın da aynı temaları konu edindiğini söylüyor: “Aynı konuyu ele alıp, yeniliyor, cilalıyor ve bizim zamanımıza uygun hale getiriyor. Ancak bizim anlattığımız aynı hikaye değil, yalnızca orijinal hikayeden ilham alınmış. Bence insanlar izlediği zaman yaptığımızın doğru olduğuna karar verecekler. Orijinali birebir taklit etmek anlamsız olurdu.” Caviezel de bu konuda rol arkadaşıyla aynı fikirde: “Bu dizi içinde bulunduğumuz zaman diliminde olup bitenlerle ilgili. Bence aradan geçen zamanda canavarın yüzü değişti. Ama ne olursa olsun hala bir canavar var.”
Dizinin orijinalinin çekildiği yıllar, Soğuk Savaş dönemine denk geliyordu. İnsanlar o dönemin algısına ve duyarlılığına sahiplerdi. Bu durum bireysellik için mücadele vermelerine neden oluyordu. Peki bu dönemin 60’lara denk sorunları nelerdir? Caviezel’e göre günümüzün sorunları arasında devlet terörü, tekelci iktidarlar ve onlarla birlikte yaşanan güven kaybı yer alıyor. “Sürekli değer yitiren aslında para değil, insan hayatı.” McKellen ise gözetim ve teknolojiden rahatsızlık duyuyor: “Teknoloji hayatımızı etkiliyor ve biz bunun farkına bile varmıyoruz. Bir meclisten ya da parlamentodan geçmeden hayatlarımıza sızıyor. Yeni teknolojileri anlamıyorum ve onlara karşıyım. Gençlere dışarı çıktıklarında telefonlarını kapamalarını söylüyorum. Çünkü siz mesaj yazmakla ya da telefonla konuşmakla meşgulken hayatınızın aşkı yanınızdan geçip gidebilir ve onu göremezsiniz bile. Ben hayatımın en büyük aşkıyla sokakta tanıştım.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder