20 Aralık 2009 Pazar

Harry Kewell


Reklam için dilediğiniz kadar para harcayabilirsiniz. Bir reklamla kendinizi istediğiniz şey gibi gösterebilirsiniz. Mesela ülkenizin ne denli modern olduğunu, ne kadar özgürlükçü olduğunuzu, nasıl fantastik bir hayat sunduğunuzu, ülkenizde son derece saygılı insanların yaşadığını pekala filme alıp, bunu dünyaya pazarlayabilirsiniz. Ama bu, sizin anlattığınız kadar doğrudur ve bu anlatılanları yemek ya da yememek filmi izleyen yabancılara, meraklılara ya da ülkenize gelmek isteyen ilgililere kalmıştır.

Bir ürünün en iyi reklamını müşterisi yapar.

Ama söz konusu bir ülkeyse, müşterinin kim olduğu, vasfı ve kariyeri önemlidir. şimdi İsmael Bouzid'in bu ülkenin güzelliklerinden bahsetmesi, elbette pek küçük bir kesimi etkiler. ki o kesim genellikle bu ülke hakkında olumlu bir intibaya sahiptir zaten. Oysa bir Harry Kewell'ın şu sözleri, sizin milyar dolar verip yapamayacağınız reklama eşdeğerdir.

Kewell, kendisine '2 yıl önce Türkiye’de yaşar mısın?' diye sorsalardı, cevabının 'hayır' olacağını dile getirerek, şunları kaydetti: 'Buraya gelince çok farklı olduğunu anladım. Bazen gittiğiniz yerdeki atmosferi yaşayınca anlıyorsunuz ve orayla ilgili fikirleriniz gelişiyor. Türkiye, çok ilginç bir yer. İstanbul, fantastik bir kent. Belki de şu ana kadar yaşadığım şehirler arasında en iyisi. İstanbul’da insanlar çok saygılı. Özellikle kendilerinden daha yaşlılara karşı. Bunu dünyanın başka bir yerinde göremezsiniz. Burada ihtiyacınız olan her türlü şeyi bulabilirsiniz. İstediğiniz şeyi yiyebilir, istediğiniz şeyi giyebilir ve istediğiniz gece kulübüne gidebilirsiniz."

FIFA'ya yaptığı açıklamanın sadece bu bölümü bile, emin olun birçok insanın Türkiye'ye bakışını bir nebze olsun değiştirecek, en azından kırılmaz buzların erimesine neden olacaktır. Bu adamın burada sevilmesi için, tahmin edilenden çok daha fazla sebep var, inanın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder